İNFERTİLİTE - OP. DR. Havva Çuhadar Yekrek
286
page-template-default,page,page-id-286,ajax_fade,page_not_loaded,,qode_grid_1300,qode-theme-ver-16.9,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.5,vc_responsive

İNFERTİLİTE

 

İnfertilite (kısırlık) nedir?

Partnerinizle 1 yıldır korunmadan çocuk yapmaya çalışıyorsunuz fakat olmuyorsa bu durum ile karşılaşmış olabilirsiniz. Doktorunuzla görüşmenizde fayda var. Daha önce hamilelik yaşanmamışsa primer (birincil) infertilite; en az 1 gebelik çocuk doğumu olmasa da olur sekonder (ikincil) infertilite olarak isimlendirilir.

İnfertilite günümüzde sigara, alkol, stres ve yaşam tarzlarına bağlı olarak artmıştır. Bu seneler içerisnde evlenen çiftlerin 6 da 1 inde bu olay ile karşılaşılmaktadır.
İnfertilite kadında ve erkekte bulunduğu gibi her ikisinde de bi sorun olmadığı halde karşılaşılabilir.

 

 

Çocuk sahibi olmak için şu maddelerin normal şartlarda olması gerekir;

 

  1. Kadında yumurtlama işleminin (ovulasyon) normal olması
  2. Yumurta yumurtalıktan atıldığı zaman kadının tüpünün atılan yumurtayı yakalayıp içine alması
  3. Yumurtlama zamanı içerisinde cinsel ilişkiye girmeniz gerekir
  4. Erkeğin sperminin olaylarının gebeliğe el verişli olması
  5. Cinsel ilişkide spermlerin rahim ağzından içeri girebilmesi
  6. Spermlerin yumurtanın içine girecek kadar hareket sağlaması
  7. Tüpe kadar ulaşıp yumurtanın ve spermin burada embriyoya dönüşmesi
  8. Oluşmuş embriyonun 3-5 gün sonrasında rahme gelmesi
  9. Rahme geldiğinde rahmin bunu kabul etmesi ve hormonal yapıya uygun olması. Rahme yerleşen bebeğin bölünmesinin iyi şartlarda olması ve yerleşen bebekte herhangi bir genetik (kalıtımsal) bozukluk olmaması gerekmektedir.

 

İnfertilite (kısırlık) tedavisin nelere dikkat edilir?

Kısırlık tedavisindeki hedef insanların çocuk sahibi olamamasındaki nedeni bulmak ve bunlara çözüm yolu bulmaktır.
Genellikle üç faktör üzerinde tahlil yapıldıktan sonra tedavi başlangıcı olur.
Bunlar :

  • Yumurtlama normalitesi Genel olarak adetleri düzenli olan kadınların yumurtlamalarının var olduğu düşünülür.
  • Sperm sayı ve şekillerinin hamilelik oluşturmaya yeterli sayı ve yapıda olması.
  • Yumurta ve spermi birleşmesini sağlayacak yollarda herhangi bir bozukluk ve tıkanıklık olmaması.

 

Kısırlık tedavisinin aşamaları nelerdir?

Üremeye yardımcı tedavilerde tedavi süreci temel olarak dört aşamada gerçekleşir.

  • Birinci aşama, yumurtalıkların uyarılması veya spontan (kendiliğinden) sikluslarda yumurtanın gelişiminin takibi şeklinde olur.
  • Üçüncü aşama, yumurtaların döllenmesini sağlama aşamasıdır.

 

İnfertilite (kısırlık) tedavisinin zorlukları var mı?

Kısırlık tedavisi, günümüz şartlarında çok kolaylaşmıştır. Eski şartlarda yumurta toplama karnın içine küçük bir delik açılarak yapılan cerrahi müdahale ile yapılmaktaydı. Bu nedenle ağrılı bir süreç oluyordu. Ancak bugün, transvajinal geliştirilmiş ultrasonlarla genel anestezi  veya çok yüzeysel bir anestezi yapılmakta ve böylece hasta 2 saat sonra evine gönderilmektedir. Gelişen ilaç teknolojisi ve ağrının çok çok az olması sebebiyle bu tedavi daha da kolaylaştırılmıştır.

 

Sigara, stres ve kilonun kısırlığa etkileri?

Şişmanlığa neden olan etkenler veya metabolizmadaki bir hastalığın var olması, gebeliği zorlaştırdığı gibi gebelik oluştuktan sonra da etkilemektedir.

Stres etkisi beyinden gelen bazı hormonlar, vücudun tüm sistemlerini etkiler buna üreme sistemi de dahildir. Çok yoğun stres altında olan kişilerde adet bozukluğu oluştuğu gibi bazen tamamen adetten kesilme ve dolayısıyla gebelik oluşamama gibi sorunlar ortaya çıkar.

Sigara kadınlık hormonunu ve yumurtanın etrafındaki hücreleri etkilediği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Ayrıca erkek sperminin özellikle hareketliliği üzerine negatif etkili olduğu bilinmektedir. Bu şekilde yoğun sigara kullanan kişilerde, sigara kullanmayanlara kıyasla gebelik oluşma şansı daha az, gebelik oluşsa bile erken dönemde düşük yapma sıklığı daha fazla görülmüştür.

 

 

Çiftlerin psikolojilerinin etkileyen faktörler nelerdir?

Kısırlık süresi ve nedeni bunun başlıca sebepleridir. Tedavi süresi de psikolojilerini etkilemekte ama bunun zaman alan bir tedavi olduğunu
unutmayalım. Başarısız tedavilerden de kormayın çünkü başarısızlık oranı başarı oaranına kıyasla çok düşüktür. Buna engel olan nedenlerin çözümlerini araştırın ve mutlaka doktorunuzdan çözüm için yardım isteyin.

 

 

İnfertilitenin (kısırlığın) psikolojik yönü nedir?

“İşlemediğim bir suçtan dolayı cezalandırılıyormuşum gibi bir şey, istemeyen binlerce kişinin çocuğu olduğu halde ben neden bu kadar şanssızım.”

“Sanki yaşamımın bazı alanları donmuş gibi, peki ben bunu hak edecek ne yaptım?”

“Eğer kendi çocuğumu doğuramazsam eşim beni terk eder mi?”

gibi sorular sorabilirsiniz kendine fakat ;

Üreme bir insanın yaşamındaki en önemli ve en temel ihtiyaçlardan birisidir.İnfertilite (kısırlık), ülkemizde olduğu gibi aile bağları güçlü olan toplumlarda yalnızca çifti değil onlarla beraber pek çok kişiyi etkileyen bir krizdir. İnfertil tanısı almak hem şok, inkar, kayıp hissi, suçluluk, depresyon, izolasyon veya içe çekilme, hayatın anlamının yitirilmesi gibi bireysel psikolojik sorunlara; hem de çift olarak cinsellik ve evlilikle ilgili sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle infertilite sadece jinekolojik bir sorun değil, psiko-sosyal bir sorun olarak görülmedir.

Öncelikle çiftler için çocuk sahibi olmamayı kabullenmek zor gelir ve tanıyı yadsırlar. Daha sonra yaşanan duygu ise öfkedir. Kendilerine, diğer eşe, çocuklu çiftlere karşı öfke duyabilir. İnfertilite ile mücadeleye devam eden çift suçluluk yaşamaya başlar. Özellikle infertil tanısı konmuş bireyde suçluluk daha da fazladır. İnfertil birey eş tarafından terk edilmeye dair anksiyete (kaygı) yaşayabilir. Kendini değersiz hissetme, pek çok şeye karşı ilgi kaybı ön plana çıkabilir. Birçok kişinin çaba harcamadan yaşadığını, kendisinin asla yaşayamayacağını düşünür. Çiftler haksızlığa uğradıkları hissine kapılabilirler. Bazı çiftler uzun yıllar gebe kalma çabalarını sürdürürken, bazıları bu süreçten vazgeçerek sorunu kadere bırakır. Tedavi sürecinin uzunluğu ve sonucunun belirsizliği çiftlerin duygusal açıdan zor bir dönem geçirmelerine neden olmaktadır. Kişi infertil tanısını öğrendikten sonra yaşam alanlarının tümünü ihlal ederek bu alana yoğunlaşır. Aile ve arkadaşlarla olan ilişkilerden uzaklaşılabilir, iletişim kurmada zorluklar ortaya çıkabilir. Kişi “hiçbir zaman çocuk sahibi olamayacağım” gibi olumsuz duygulara kapılabilir. İnfertil çiftlerin olumsuz duygusal tepkileri, yaşama sevincini azaltmakta, başkalarıyla ve eşleriyle olan ilişkilerini etkilemekte ve sahip oldukları sağlık sorununun yükünü daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durumda psikolojik destek almak çok önemlidir.

 

 

İnfertilitenin (kısırlığın) erkek ve kadın üzerinde yarattığı etki aynı mı?

Araştırmalar infertilite (kısırlık) sorununun çiftler arasında farklı duygusal tepkilere neden olduğu doğrultusundadır. İnfertilite çiftin problemi olduğu halde kadın ve erkek farklı duygusal tepkiler gösterebilirler. Yapılan karşılaştırılmalı çalışmalarda erkeklerde daha az sıklıkta klinik depresyon ve anksiyete (kaygı) olduğu görülmüştür. Kadınlarda daha fazla psikolojik problem ortaya çıkması tıbbi testlere daha fazla maruz kalmaları ve tedavi amacıyla aldıkları hormonların da birtakım psikolojik değişiklikler oluşturmasıyla açıklanmaktadır. Kadın ve erkeklerde başa çıkma mekanizmaları arasında da farklılıklar mevcuttur. Kadınlar duygularını paylaşabilecekleri gruplara katılırken, konuyla ilgili araştırma, daha fazla okuma eğiliminde olurken, erkekler kişisel şeyler hakkında konuşmazlar ve emosyonel (duygusal) sıkıntılarını kendilerine saklarlar. Kadınlar infertiliteyi daha çok kişiselleştirirken kayıp duygusu yaşamakta ve özgüvenlerinde azalma meydana gelmektedir.

 

 

İnfertilite (kısırlık) cinselliği etkiliyor mu?

 

  • Cinsel işlev bozukluğu ve sonrasındaki kadın ve erkek infertilitesi (vajinismus, sertleşme bozukluğu, geç boşalma)
  • İnfertilite nedeniyle yapılan test ve tedavilerin cinsel fonksiyonlara etkisi (fiziksel muayene, ameliyatlar vb.)
  • Psikolojik ve cinsel etkileşimler

Cinsel aktivite isteğe bağlı duygulardan çok siklus (adet) zamanına göre hazırlanan, tedavi programının bir parçası haline gelir. Her ay siklusun (adetin) ilk kısmındaki umutlu bekleyiş, gerçekleşmeyen gebeliklerle tekrarlanabilir.

 

Kısırlığı olan çiftlerde görülebilecek cinsel işlev bozuklukları nelerdir?

 

  • Erken Boşalma
  • Sertleşme problemi
  • Disparoni (ağrılı cinsel ilişki)
  • Vajinismus
  • Libidoda (cinsel istek) azalma
  • Orgazm güçlüğü

İnfertilite (kısırlık) evlilik ilişkisini etkilediğinde cinsel işlevde bozulmalar olabilir. İnfertilite tanısı kişilerin cinsel kimlikleriyle de özdeşleştirilir. İnfertilite ile uğraşan bireyler sıklıkla yetersiz bir erkek ve kadın gibi hissettiklerini belirtmektedirler. Tedavi sürecinde cinsellik sadece çocuk sahibi olmak için bir eyleme dönüşebilir. Özellikle belli zamanlarda kurulması önerilen ilişkiler kişiler tarafından ödev gibi algılanmaya başlanır. İnfertil birey kendini cinsel olarak yetersiz hissedebilir, ilişkiden duyduğu haz kaybolabilir. Bedene karşı öfke, hayal kırıklığı “neden ben” duyguları ön plana çıkabilir. Kısırlık teşhisi koymak için yapılması gereken testler kişiyi olumsuz etkileyerek cinsel isteksizliğe neden olabilir. Tedavi sürecinde kullanılan hormonlar da cinselliği etkileyebilir.

 

Stres nedir? Stres infertilite (kısırlık) tedavisini nasıl etkiler?

Stres, vücudun çeşitli içsel ve dışsal uyaranlara verdiği tepkidir.
Stres insan bedeninde fizyolojik değişiklikler ortaya çıkartabilir;

  • Adale sisteminde; gerginlik, kramplar, yorgunluk halleri.
  • Kalp damar sisteminde; çarpıntı, tansiyon yük

Stres duygusal hayatımızı etkiler;
Umutsuzluk, gerginlik, karamsarlık,sıkıntı.
Stres sonucu;

  • Kişinin üretkenliği azalır ve kaybolur.
    (Kişi toplumdan uzaklaşır, durgunlaşır ve içine kapanabilir.)
  • Hayatından zevk alamaz hale gelir.
    (Hayata karşı değersizlik fikirlerinin oluşması.)
  • Çevreden uzaklaşılır.
    (Aile çevresinden, yakın çevreden ve iş çevresinden uzaklaşılabilir.)
  • Stres karşısında kişide ortaya çıkan psikolojik ön belirtiler;
  • Telaş, karar verme güçlükleri
  • Panik, korku halleri
  • Değersizlik, başarısızlık fikirlerinin oluşması

Stres kaynaklarının farkına varıp etkili bir biçimde baş edebilmeyi öğrenmemiz gerekir. Stres mi infertiliteye (kısırlığa), infertilitenin mi strese neden olduğu konusunda görüş birliğine varılamamıştır.

Tedavisi başarısız olan çiftlerde yoğun stres ön plana çıkmaktadır. Özellikle tedavinin birden çok tekrarlandığı çiftlerde stres seviyesinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ancak stresin kısırlık nedeni olduğunu gösteren bilimsel kanıt çok zayıftır. Buna ek olarak stres hormonal dengeyi bozabilir, erkeklerde sperm sayısında ve hareketlerinde azalmaya yani stresin erkeklerde semen kalitesini düşürerek üreme işlevlerini olumsuz etkilediğine dair araştırmalar vardır, kadınlarda ise ovulasyonu (yumurtlamayı) etkileyebilir ve progesteron eksikliğine neden olarak gebeliğin devam etmesini engelleyebilir. Ayrıca tedavi sürecinde devam eden tetkikler, iğne ve ilaç kullanımı fiziksel ve duygusal olarak stres kaynağıdır. Psikolojik sorunların tek başına kısırlığın nedeni olmadığı, stresin kısırlığa sebep olduğu tezinin henüz ispatlanmadığı fakat stresin bilinen etkisinin kısırlık sorununa olumsuz yansıdığı bilinmektedir.

 

 

İnfertilitenin (kısırlığın) tanı ve tedavi sürecinde psikolojik desteğe ihtiyaç duyulup duyulmadığı nasıl anlaşır?

İnfertilite tanısı ve tedavi sürecindeki tüm bu zorluklar başlangıçtaki olumsuz duygulanımlardan öte zamanla depresyon, anksiyete (kaygı) bozuklukları gibi psikiyatrik tabloların gelişmesine de neden olabilmektedir. Tedavinin süresi, tedavi şekli, kişilik özellikleri, uyum süreçleri, destek sistemleri gibi faktörler infertiliteye ait psikolojik tepkilerin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Kişinin psikolojik durumunun etkisi tedavi başarısında önemlidir. İnfertilite tedavi sürecindeki çiftlerin psikolojik destek alma konusunda bilinçli olması ve gereğinde psikiyatri ya da psikoloji uzmanlarıyla iletişimde bulunmaları gerekmektedir.

 

 

Aşağıdaki süreçlerden birini ya da birkaçını yaşanıyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır:

 

  • sosyal aktivitelerden uzaklaşma,
  • enerji ve motivasyon eksikliği,
  • yaşama karşı ilgisizlik, keyif alamama ve umutsuzluk,
  • konsantre olmakta güçlük, dikkatin dağılması,
  • kendini, olayları ve ilişkileri negatif değerlendirme,
  • sık ağlama ve umutsuzluk,
  • öfke ve kızgınlık duyguları,
  • suçluluk ve değersizlik duyguları,
  • iştahın artması veya azalması, aşırı kilo alma veya verme,
  • uyku düzeninin değişmesi, uykuya dalmakta güçlük, sık/erken uyanma, normale göre çok uyuma
  • yorgun, huzursuz ve aşırı kaygılı olma,
  • alkol veya ilaç kullanmaya başlama veya bu maddelerin tüketimini arttırma,
  • tedavinin başarısı konusuna aşırı yoğunlaşma ve bu konularda aşırı endişeli olma.

 

İnfertilite (kısırlık) tedavisinde kullanılan ilaçlar cinsel fonksiyonları etkiler mi?

Tedavide iğneleri düzenli kullanmak çiftleri hormonal ve psikolojik olarak etkiler. Tüm tedavi boyunca kullanılması gereken ilaçların bazılarının yan etkileri; terleme, baş ağrısı, sıkıntı gibi belirtiler olabileceği gibi vajinada kuruluk, isteksizlik gibi nedenlerle kadınlarda cinsel ilişki isteğini azaltabilir. Daha sonra kullanılan yumurta büyüten ilaçlar ise şişkinlik, kasık ağrısı ve vajinal akıntı gibi nedenlerle kadınların cinsel fonksiyonlarını etkileyebilir. Ancak bunlar çok kısa süre etkili ilaçlardır. Tedavinin bitmesiyle her şey normale döner.

 

İnfertilite (kısırlık) tedavisinde kullanılan ilaçlar kanser riskini artırıyor mu?

Tüp bebek tedavisinde yaklaşık 25-30 senedir yumurtayı büyütme hormonları kullanılmaktadır. Bugüne kadar, dünya çapında yapılan araştırmalarla bu ilaçların kansere yol açtığı hiçbir şekilde ispatlanmış değildir.

 

Tüp bebek tedavisinde psikolojik destek nedir?

İnfertilitede eşle olan yakınlığın kaybı, sağlığına olan güvenin kaybı, kendine güvende azalma, geleceğe güven kaybı, önemli bir hayali gerçekleştirme olasılığının kaybı gibi bir tanesi bile depresyona neden olabilen pek çok kayıp yaşanır. Kişiler yaşamlarının tüm alanlarını ihmal ederek infertilite üzerine yoğunlaşırlar. Pek çok kişide bu yoğunlaşma ümitsizliğe ve depresyona neden olur. Her adet döneminde “Hiçbir zaman çocuk sahibi olamayacağım, ben kadın değilim” gibi olumsuz düşüncelere kapılan kişi, ovulasyon (yumurtlama) döneminde ise tekrar ümitlenmeye başlar. İnfertil kadın için adet sanki istenen bir bebeğin ölümü gibi algılanır ve bunu daha büyük bir hayal kırıklığı izler. Bu kısır döngü yıllarca sürüp gider.
Tedavi siklusu öncesinde, tedavi sırasında ve sonrasında tedavi ile ilgili bilgi almak yararlıdır.

 

Tüp bebek tedavisinde psikolojik destek almak ne işe yarar?

İnfertil çiftlerin durumu algılamasına
Tedavide fiziksel ve duygusal değişimlerle başa çıkmayı öğrenebilmesine
Çiftlerin tedaviye uyum sağlamasına
Yaşam kalitelerinin, becerilerinin artmasına
Eşler arası iletişimin güçlendirmesine veya var olan sorunların çözülmesine katkı sağlar.

  • Eşlerin birbirleri ile duygularını ve kaygılarını paylaşması (birçok çift bunun ilişkiyi güçlendirdiğini fark eder).
  • İnfertilite hakkında çiftlerin bilgi edinmeleri
  • Depresyon ve anksiyete dönemlerinin ortaya çıkabileceğine hazırlıklı olmak
  • Stresli aktivitelerden; aşırı alkol ve sigaradan uzak durmak
  • Randevulara eşle birlikte gidilmesi

· İnfertilite hastaların desteklenmesi açısından yapılan grup terapilerinin, infertiliteden kaynaklanan stresle baş edebilmelerinde çok yararlı olduğu pek çok yayında belirtilmiştir. Bu grupta kişiler birbirlerini daha iyi anlamakta, yalnızlık duygusu, kimsenin kendilerini anlamadığı düşüncesi azalmakta, grupla birlikte etkin baş etme yöntemleri geliştirebilmektedir.